ABD-Türkiye İlişkilerinde Algıların Rolü

Categories: Dialogue Snapshots - TR

Raporu indir…

ABD-Türkiye ilişkilerinde, hem liderler hem kamuoyu düzeyinde karşılıklı algılar önemli rol oynamaktadır. Devletlerarası ilişkilerin sağlamlığına rağmen Türkiye kamuoyu ABD’nin Türkiye ve Orta Doğu’daki varlığına her zaman şüphe ile yaklaşmıştır.  Diğer yandan, ABD kamuoyunun Türkiye ile ilgili bilgisi ya oldukça kısıtlıdır, ya da önemli nüanslardan yoksundur. Türkiye ile ABD toplumları arasında karşılıklı anlayışı engelleyen bilgi ve iletişim eksikliği, iki ülke son yıllarda birçok alanda stratejik ittifaklar kurmasına rağmen devam etmektedir.  Birçok alanda “model ortak” olmaya çalışan iki devletin politika yapım süreçleri, kamuoyları tarafından bir nebze de olsa etkilenmektedir.  Kamuoyunu şekillendiren algılar ise kemikleşmiştir ve değiştirilmeleri çok zordur. Hollings Center, düzenlediği diyalog konferansı vasıtasıyla ABD-Türkiye ilişkilerinde son yıllarda gerginliklere yol açan iç ve dış politika konularını tartışarak, bu konulara yaklaşımda algıların ve ön kabullerin nasıl bir rol oynadığını ortaya koymayı hedefledi.

Diyalog katılımcıları şu sorulara yanıt aradılar: ABD-Türkiye ilişkilerinde algılar neden bu kadar ağırlığa sahip? Her iki ülkenin dış politika hedefleri nelerdir? Yakın geçmişte dış politikada alınan kararlar ikili ilişkileri nasıl etkiledi? Toplumsal algılar dış politikayı şekillendirebilir mi yoksa dış politika mı kamuoyunu şekillendirmede rol oynar? Karşılıklı algılar Arap Baharı ve Suriye krizinden bu yana değişti mi?  İlişkileri şekillendirmede toplumsal tabandan gelen hareketlerin rolü nedir? Yeni nesil, liderlik pozisyonlarına yükselirken Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği nasıl görünüyor?

Bu konuları ele almak üzere Hollings Center “ABD-Türkiye İlişkilerinde Algıların Rolü” başlıklı bir toplantı düzenledi. 13-16 Kasım, 2013 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen toplantıda akademisyenler, gazeteciler, sivil toplum mensupları ve siyaset yapıcılar, bu kendine has ve önemli ilişkinin yakın geçmişini ve geleceğini tartıştı.

Diyalog sonunda katılımcılar şu çıkarımlara vardı:

  • Yakın zamanda zorluklarla karşılaşılmış olmasına rağmen Türkiye-ABD ilişkileri hala nispeten sağlam ve işbirliği fırsatlarıyla dolu. Liderler ve kamuoyları düzeyindeki olumsuz algılar ve yanlış anlaşmalar ilişkiye zarar verse de düzeltilemez değiller.
  • ABD-Türkiye ilişkisi son on yılda kayda değer şekilde değişti. Soğuk Savaş dönemindeki askeri / güvenlik işbirliğinin yerini, ekonomik kalkınma ve bölgesel güvenlik alanlarında ortaklık aldı. Bunun sonucunda ilişkinin, hükümetlerin içinde ve dışında yeni paydaşları ortaya çıktı.
  • İlişkide art arda yaşanan krizlerin yorgunluğu, her iki ülkenin de birbirlerine karşı net olarak tanımlanmış bir politika geliştirmemiş olmasından kaynaklanıyor. Önümüzdeki dönemde ilişkinin sağlıklı yaşanabilmesi, iki tarafın birbirleriyle sadece kriz zamanlarında değil, diğer zamanlarda da ilgilenmelerini gerektiriyor.
  • Her iki kamuoyu, diğer tarafı homojen, tek parçalı bir yapı olarak gördüğü için, değerlendirmelerini indirgemeci kategorizasyonlarla yapıyor. Her iki toplumun dinamik, çoğulcu yapılarını ve her iki ülkede yer alan farklı görüşleri diğer tarafa gösterebilmek için çaba harcanması gerekiyor. Zira birçok Türkiye ve birçok Amerika var.
  • Dış politika alanında karar vericilerin algıları, iletişim hatalarından ve iki tarafın birbirine gönderdiği karışık mesajlardan mustarip. Türkiye ile ABD arasında son zamanlarda yaşanan anlaşmazlıkların başlıca müsebbibi de bu iletişim sorunları. Ancak bunlar düzeltilemeyecek sorunlar değil.
  • Gelecekte bu güçlü ilişkinin devam etmesi için, inisiyatif alınarak çalışmalar yapılması ve yeni nesillere ilişkinin öneminin anlatılması gerekiyor. Zira ABD-Türkiye ilişkilerinin köklü geçmişi, gelecekte de organik olarak devam edebileceği anlamına gelmiyor.